20 Ocak 1990 Türk milleti ve bilhassa Azerbaycanlı gardaşlarımız için karanlık ve acı bir tarihtir. 20 Yanvar'da (Ocak) Türk'ün kanı akmıştır.  Yıllar önce, 19 Ocak'ı 20 Ocak'a bağlayan gece Bakü'de cinayet ve şiddet düğmesine basılmış, Rus tankları soydaşlarımızın üzerine yürümüştür. Bağımsızlık sevdasını cesaretleriyle tutuşturup zulme meydan okuyan, esarete başkaldıran Azerbaycan halkı acımasızca hedef alınmıştır. Bakü sokakları ateşe boğulmuş, tankların palet gürültüleri mazlumların feryatlarını bastırmış, kin ve zalimlik volkan gibi patlamıştır. Sonuçta Dağlık Karabağ işgalini protesto etmek amacıyla toplanan, ancak saldırıya uğrayan soydaşlarımızdan 143'ü şehit, 611'i yaralanmıştır. Üç renkli bayraklarının altında hür ve bağımsız yaşama irade ve isteğiyle şehadete eren rahmetle anıyoruz. Türklüğün yaşandığı her coğrafya bizim ilgi ve duyarlılık alanımızdadır. Azerbaycanlı soydaşlarımız Türk'tür, Türk milletinin vakur ve asil mensuplarıdır. Bir filmdeki boks sahneleri bizim tarih ve kültür bağlarımızı incitemeyecek,  Coğrafyalarımız ayrı, devletlerimiz farklı olabilir; ama biz aynı milletin, yürekleri bir atan evlatlarıyız. Ayrımız gayrımız yoktur. Bakü'de Mahnı, Ankara'da oyun havasıyız. Gence'de destan, Dumlupınar'da zaferiz. Hocalı'da gözyaşı, Kars'ta duayız. Bir yanımız Bahtiyar Vahapzade ise diğer yanımız Mehmet Akif Ersoy'dur. Bizim nezdimizde Karacaoğlan neyse Kurbani odur. Guba'da ses veren balaban, Hızı'da dile gelen Tar; Erzurum'da vuran davulun, İstanbul'da öten neyin ikiz kardeşidir. Mustafa Kemal ne kadar Türk ise, Mehmet Emin Resulzade, Haydar Aliyev, Ebulfez Elçibey de Türk'tür, Türk'ün iftihar listesinin zirveleridir. Azadlık kaderimiz, Turan ülkümüzdür."

 

 

.